Strese bağlı egzama! Hayatın temposu arttığında, teslim tarihleri yaklaştığında veya duygusal bir türbülans yaşadığınızda cildinizin aniden tepki verdiğini hiç fark ettiniz mi? Eğer cevabınız evet ise, yalnız değilsiniz.
Cildiniz özellikle de egzama eğilimli bir yapıya sahipse, ruh halimizin aynası gibidir. Stres sadece zihninizi değil, beyin-cilt ekseni (brain-skin axis) adı verilen güçlü bir bağlantı yoluyla cildinizi de doğrudan etkiler.
Bu rehberde, modern çağın en yaygın cilt sorunlarından biri olan strese bağlı egzama konusunu tüm detaylarıyla inceleyeceğiz. Neden olduğunu, nasıl göründüğünü ve en önemlisi bu kısır döngüden nasıl çıkabileceğinizi konuşacağız.
Stres egzaması, vücudun stres hormonlarına özellikle kortizole verdiği fiziksel bir tepkidir. Vücudunuz stres altındayken savaş ya da kaç moduna girer ve kortizol seviyeleri yükselir. Kortizolün artması ise cildimiz için iki kötü haberi beraberinde getirir:
Bu durumlar gerçekleştiğinde: Zaten hassas olan cildiniz savunmasız kalır, kurur ve o dayanılmaz kaşıntı başlar. Kaşıdıkça stres olursunuz, stres oldukça daha çok kaşınırsınız. İşte buna kaşıntı-stres döngüsü diyoruz. Bu döngüden kurtulmanın yolu da Egzama Bakımı ile mümkün.
Her egzama türü kaşıntılıdır ancak stres kaynaklı alevlenmelerin kendine has bazı karakteristik özellikleri vardır. Strese bağlı egzama belirtileri genellikle kişinin stres seviyesinin zirve yaptığı dönemlerden hemen sonra veya o sırada ortaya çıkar.
En yaygın belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:
Stres egzaması vücudun herhangi bir yerinde çıkabilse de, genellikle şu bölgeleri hedef alır:
Stres tek başına yeni bir egzama türü yaratmaz; var olan yatkınlığı tetikler. Ancak klinik tabloda stresin en çok tetiklediği strese bağlı egzama çeşitleri şunlardır:
Genetik yatkınlığı olan kişilerde en sık görülen türdür. Stres anında bağışıklık sistemi aşırı tepki verir ve geniş alanlara yayılan kızarık, kaşıntılı plaklar oluşur.
Stresin en somut göstergelerinden biridir. Genellikle avuç içlerinde, parmak yanlarında ve ayak tabanlarında minik, su dolu kabarcıklar şeklinde kendini gösterir. Çok şiddetli kaşıntıya neden olur.
Stres, cildin yağ (sebum) dengesini bozar. Bu da özellikle saçlı deri, kaşlar ve burun kenarlarında yağlı, sarımsı kabuklanmalara yol açar. Halk arasında stres kepeği olarak da bilinir.
Bu, doğrudan kaşıma dürtüsüyle ilgilidir. Kişi stresli olduğunda farkında olmadan bazen uykuda bile cildinin belli bir bölgesini sürekli kaşır. Bu da o bölgenin kalınlaşmasına ve kalıcı bir kaşıntı noktası oluşmasına neden olur.
İnternette stres egzaması görselleri araması yaptığınızda karşınıza genellikle korkutucu tablolar çıkabilir, ancak panik yapmayın. Genellikle göreceğiniz tablo şudur:
Bu görünümler geçicidir ve doğru müdahale ile cilt eski sağlığına kavuşabilir.
Egzama ile yaşayanların sosyal hayatta en çok karşılaştığı önyargılardan biri budur. Net bir şekilde ifade edelim: Hayır, strese bağlı egzama bulaşıcı mıdır sorusunun cevabı kocaman bir hayırdır.
Egzama bir virüs, bakteri veya mantar enfeksiyonu değildir. Tokalaşmakla, sarılmakla, aynı havluyu kullanmakla (hijyen açısından önerilmese de) veya havuzdan başkasına geçmez. Bu, tamamen kişinin kendi bağışıklık sistemi ve genetik yapısı ile ilgili, dahili bir durumdur. Bu yüzden, egzama atağı geçiren sevdiklerinize destek olmaktan çekinmeyin; onlara sarılmak stresi azaltarak iyileşmelerine bile yardımcı olabilir!
Geldik en önemli kısma. Alevlenme dönemindesiniz ve o dayanılmaz kaşıntıdan kurtulmak istiyorsunuz. Peki, strese bağlı egzama nasıl geçer? İşte bütünsel bir yaklaşım:
Stres yüzünden zayıflayan bariyeri takviye etmeniz gerekir.
Kaynağı kurutmazsanız, sonuçlarla savaşmaya devam edersiniz.
Eğer evde uyguladığınız yöntemler 1 hafta içinde sonuç vermiyorsa, bir dermatoloğa başvurma zamanı gelmiştir. Doktorunuz şunları önerebilir:
Kozmetik ürünlerin yanı sıra, evde uygulayabileceğiniz bazı doğal yöntemler de cildinizi yatıştırabilir:
Strese bağlı egzamayı tamamen hayatınızdan çıkarmak zor olabilir, ancak onu yönetilebilir kılmak elinizde. Egzamalı cilde sahip olmak, kendinize daha nazik davranmanız gerektiğinin bir işaretidir.
Giysilerinizde sentetik kumaşlar yerine %100 pamuklu veya bambu ürünleri tercih edin. Deterjanlarınızın hipoalerjenik olmasına özen gösterin. Ve en önemlisi, cildinizde bir alevlenme başladığında kendinizi suçlamayın. Bu, vücudunuzun "Biraz mola verelim" deme şeklidir.
Cildiniz, sizin en değerli giysiniz. Ona iyi baktığınızda, o da sizi koruyacaktır.